ABD, nükleer müzakerelerde Tahran’ın “iyi niyetli ve açık” bir tutum sergilemediğini belirtti ve görüşmelerin seyrinden memnun olmadığını ifade etti. İran’ın nükleer silah edinmesini istemeyen ABD, diplomatik çözüm arayışının devam ettiğini ancak tarafların beklentilerinde uzlaşmakta zorlandıklarını vurguladı.
Bu gelişmelerin ardından İsrail’in İran’a karşı “önleyici saldırı” başlattığı bildirildi. Ülke genelinde sirenler çalarken cep telefonlarına da uyarı mesajları gönderildi. Bazı haber kaynakları, İran’a yönelik saldırının ABD ve İsrail tarafından ortaklaşa gerçekleştirildiğini öne sürdü.
Müzakerelerdeki en büyük anlaşmazlık, İran’ın nükleer programını sınırlamalar kapsamında sürdürmesi karşılığında uluslararası yaptırımların kaldırılmasını talep etmesi, ABD’nin ise Tahran’dan uranyum zenginleştirmenin tamamen durdurulmasını istemesi olarak öne çıkıyor.
İran ile diplomatik temaslar sürerken ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlığını artırması dikkat çekiyor. ABD, İran ile yürütülen sürecin kısa süre içinde netleşebileceğini belirtip, anlamlı bir anlaşma yapılmazsa olumsuz sonuçların doğabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca, İran’ın uzun menzilli füze geliştirme çalışmalarına da değinildi.
Bölgedeki askeri hareketlilik, 330’dan fazla ABD askeri uçağının konuşlandırılmasına neden oldu ve bu sayının gün geçtikçe arttığı bilgisi veriliyor. Uzmanlar, bu durumun hızlı destek kapasitesi sağlamayı ve diplomatik baskıyı artırmayı amaçladığını belirtiyor.
Askeri hareketlilik, global piyasalarda jeopolitik risk algısını artırmaktadır. Enerji piyasalarında arz güvenliği endişeleri, fiyatların yukarı yönlü destek bulmasına yol açıyor.
Petrol fiyatları, şubat ayının son işlem gününü yaklaşık yüzde 3 artışla 73,12 dolardan kapatarak Haziran 2025’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Batı Teksas türü ham petrolün varili ise yüzde 2,7 yükselişle yaklaşık 67,22 dolardan işlem gördü.
Gerilimin artması durumunda enerji piyasalarında dalgalanma beklenirken, uzmanlar ABD’nin düşük petrol fiyatlarını destekleyen politika yaklaşımı nedeniyle İran’a yönelik askeri müdahale ihtimalinin piyasalarda kalıcı yüksek fiyat baskısı oluşturma riskini barındırdığına dikkat çekiyor.
Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle petrol fiyatlarının kalıcı biçimde yükselebileceği öngörülmüyor. Uzmanlar, ABD yönetiminin, istihdam ve tüketici harcamaları üzerindeki baskılar nedeniyle yüksek petrol fiyatlarıyla devam eden bir piyasa ortamını göze almayacağını dile getiriyor.
Piyasalardaki şok etkisinin, saldırının şiddeti ve kapsamıyla orantılı olacağı ifade ediliyor. Enerji altyapısının hedef alınıp alınmayacağı durumu, fiyatlarda yaklaşık yüzde 10’luk bir artış olasılığını gündeme getiriyor.
Hürmüz Boğazı’nın kapanması halinde, fiyatların varil başına 150 dolara kadar yükselebileceği, global ekonomik büyümeye baskı yaparak fiyatları etkileyeceği ve enflasyonun yeniden yükseliş trendine girebileceği öne sürülüyor.
Uzmanlar, Orta Doğu’daki uzun süreli çatışmaların gelişmekte olan piyasalara olumsuz etkilerde bulunabileceği konusunda uyarıyor. Enerji bağımlılığının yüksek olduğu ülkelerde gıda enflasyonu ve yaşam maliyeti krizi daha da derinleşebilir.
EKONOMİ
41 dakika önceEKONOMİ
1 saat önceEKONOMİ
12 saat önceSPOR
12 saat önceSPOR
14 saat önceSPOR
14 saat önceSPOR
14 saat önce
1
TMSF, Özel Avcılar Hospital Hastanesi’ni satışa çıkardı
587 kez okundu
2
Altın için çılgın tahmin: Gerçekleşirse yatırımcı yaşadı
391 kez okundu
3
Bin 800 rakımlı yayladan toplayıp getiriyor, gören almadan geçmiyor
386 kez okundu
4
Fed Yönetim Kurulu Üyesi Cook, Trump’ın kendisini görevden alma girişimine karşı dava açacak
325 kez okundu
5
Yunanistan’da çiftçiler eylemde, İpsala Sınır Kapısı kapandı
319 kez okundu